suzuki an 125 hk


uzun süren sessizliğimizin sebebi yukarıda gördüğünüz kara şahin isimli arkadaştır. küçük olduğuna bakmayın, tırıl tırıl akıyoruz ortamlara.

o değil, yanımıza yaren lazım velakin bildirgenleri kandıramıyorum. bi tur atsalar ilacı yutacaklar gerçi, bakalım.

şimdilik bu kadar bebek, devamı sonra.

valentino rossi
cihangir

javier, Oct 18, 10:42 PM
şey et [3]


di ve habyer'den bilgi notu

8 ağustos 2008 günü itibariyle bir devir kapandı; matara 13/3 tarihin tozlu yapraklarına karıştı.

yeni adresimiz —eskiler bilir— sezer palas. gerçi bilenler muhtemelen şimdi tanıyamayacaklardır çünkü uzunca süren bir tadilattan geçti emektar palas.

banyo, mutfak, salon vs. derken hızımızı alamadık evi baştan yaptık neredeyse. fayansçısından tut, laminatçısına kadar her türlü ustayla içli dışlı olduk. nalbur ile kanka, boyacıyla yaren olduk. kâh ağladık, kâh güldük. götümüzden terler aktı, aldırmadık. velakin sonunda bitti. pek güzel oldu.

tabi yerleşemedik henüz. ayrıca bir adet ayaklı lamba ve bir adet puzzle çerçevesi şehit verdik, elbise dolabı yatak odasına sığmadı, çamaşır makinası büyük geldi, mutfak tezgahımız yarım, telefonumuz yok ama yılmıyoruz ve hatta sığ-mı-yor-uz!

velhasıl eto’o tamam, çılgın bir açılış partisi yolda. gözünüz bizde olsun.

ps: onca tadilat yaptık, onca malzeme aldım, koçtaş’ı ihya ettim, binbir türlü ıvır zıvır geçti elimden ancak “göte vuran su açısını ayarlayabilen taharet musluklu klozet” isimli ürünü ile vitra gönlümde taht kurdu. helal olsun lan. bravo.

javier, Aug 11, 02:47 PM
şey et


amerika yavru vatan

on günlük tatilimizi bitirdik geldik. herkes iyi, herkes şahane.

eco en şahane, anne baba şahane olunca öyle tabi.

gençlerin işi gücü derken gündüzler bize kaldı. nefis bir dc turu yaptık, holocaust‘tan girdik, capitol‘dan çıktık. (hugs n kisses to mary!) north carolina fahri vatandaşı sayılırız, go dole!

biraderi gördük, keltoş birader.

hooters‘in yivranç yemeklerini hootielerin hatırına yedik, bir de imzalı tshirt aldık, acan sağolsun.

oğuzcan lan, baba olmuşsun ama adam olamamışsın bebeğim. bir tshirt getirdik, yıkayıp yıkayıp giydin on gün, ayıptır.

bazı ibneler, uykum var, sabah iş var, yorgunum, yanlarım ağriye ayağına yattı. bir dahaki sefere dayak var.

rockville güzel memleket vesselam. bir huzur, bir nezih ortamı var her daim. bana mı öyle geliyor nedir? kimisi sıkılır ama öyle değil işte. güzel yani. çakma town center’ını yerim lan senin rak-vil.

erman‘larda yine kalmadık, seneye söz lan erbiş. hatta bestman bile olurum bak, sıra gelirse bana. (biliyorum okuyorsun, ondan rahatım, atıp tutuyorum, şşşşh)

booger, kedi misin lan sen?

zoo’da götü devirip uyuyan tüm hayvan alemi, sözüm size. yakıştı mı? onca yol gelmişiz; foku uyur, pandası camekanda ot yer, orangutanı klimalı ortamda göt büyütür, rabbelalemin. o değil bilmiyoruz da nasıl çağrılır. fok dediğin hayvan geh bili bili’ye gelir mi? gelmez. el çırpmakla olmuyor o işler canlar, heheh.

acan, şişme yatak lan, ahahah.

velhasıl her tatil gibi çabuk bitti. gidip de dönmek istemediğimiz tek yer, yarenlerin yanı. bir senelik güldük, eğlendik. alışmak zor ama olsun, gönüller bir.

ben ibrahim sadri, annapolis. esen kalın.

javier, Jun 19, 11:20 PM
şey et


dalmaz center cihangir

bahisler açıldı, para saçıyoruz. yeah baby!

javier, May 29, 09:01 PM
şey et


i am back


geçenlerde dee ile yaptığımız bir kartal yolculuğu esnasında dinlediğimiz garage inc cd’sinden gazı alan bendeniz bir haftadır aypod’umda metallica‘nın bilumum albümünü dinlemekteyim. son bir iki gün metal yorulmasına maruz kalsam da am i evil‘inden tut viski in the jarro‘suna kadar, allahına kadar. gözlerim yaşardı lan.

uri geller namlı şahsı tv’de izlemedim, ibrahim tatlises‘in dayıya hayran hayran bakışını gördüm biryerde, dedim nedir? bir iki youtube videosu derken asıl bomba elemanın james randi olduğunu gördüm ki aman yarabbi. dayı hayatını türlü maymunluğu paranormal sik bok hesabı yediren insanları ifşa etmeye adamış, saygı duydum takdir ettim. kaşık büken dostlara selam olsun.

amerika yolculuğuna az kaldı. vizeleri aldık mı tamamdır. uncle sam, akıllı ol, bas on yıllık vizeyi artık. uğraştırma kılla, yünle bizi. please. yankilere sesleniyorum, siparişlerinizi verin şimdiden. oradan geleceklere ise yer yok. bavullar rezerve; bilumum harley davidson takım taklavatı. lan kesuk, ölümüne borcun var lan.

bu sezon pek futbol yazmadık, aslında pek yazmadık ya futbol hikaye. neyse, ömür törpümüzün durumu ortada. istemediğimiz, sevmediğimiz, katlanamadığımız, ayıpladığımız herşey, herkes kulüpte, yönetimde, takımda, stadyumda. şimdi biri dese ki bu mu beşiktaşlılık, bu mu taraftarlık haklıdır ama ne bileyim “istanbul trafiği vardır, alışılmalıdır” gibi değiştirilemeyen gerçeklerle yaşama zorunluluğu burada da baş gösteriyor galiba. o değil, bir allahın kulu çıkıp bir ses etmez mi? noluyo lan burda, doğrusu bu değil bu işlerin demez mi? peşine birilerini takmaz mı? en azından bir umut vermez mi çoğunlukta olduğunu sandığım ama azınlıkta olduğu aşikar olan sessiz kitleye. bak bir paragraf yazdım anında, deşmeyin diyorum size. “bi serdar kurtuluş vardı, noldu ona?” ve bir de “bobo‘yu satanın kafasını sikeyim”

hem zaten dün gece real madrid-barcelona maçını izlemişim. bu kadar terbiyesizlik olur mu? böyle top oynanır mı arkadaş? sabah akşam ders diye izlet bu maçı bizim süper lig’den tut paf ligi’ne kadar heryerde.

havaların ne derdi var onu da anlayabilmiş değilim, güneş desen güneş değil, soğuk desen o da değil, yağmur hiç yok.

bjk inönü stadyumu yıkılıyor mu nedir? bu haftasonu son maç sözde, gidilmeli, veda edilmeli. nolur nolmaz.

www.damdandüşergibiblogyazısıböyleolur.com

javier, May 08, 09:39 PM
şey et


  önceki yazılar